“Kara Kütüphane” diye bir blog
buldum, enfes, herkese tavsiye ederim.
Onu görünce ne zamandır kitap tanıtmadığım, eleştirmediğim aklıma geldi.
Tembellik başa bela!
En son okuduğum kitap Mine G.
Kırıkkanat’ın “Umudun Kırık Kanatlarında” ama ondan bahsetmeyeceğim. Bahsedeceğim kitap “Çöl Kitabı”.
Yazar Maurizio Maggiani.
Şahsen aile tarihine dayalı
romanları seviyorum. Belki yaş ilerledikçe anılar daha değerli hale geliyordur?
Ama “Çöl Kitabı” sadece aile
tarihine dayanmıyor. Öykü içinde öykü anlatımıyla usta işi bir kurgu sunuyor,
okuruna.
Bunun yanısıra oryantalist bir
romantizm taşıdığı kesin. Bu kötü mü? Bence değil. Çünkü aslında Türk Levantenlerini
anlamak açısından da ciddi psikolojik
ve toplumsal ipuçları veriyor.
Bugüne kadar okumaktan pişman
olduğum tek bir İtalyan yazar bile
olmadı ve Maggiani de onlardan biri. Belki de bunun sebebi, hayata duyulan bir
sevginin, bütün İtalyan öykülerinde
Akdeniz güneşi gibi parıldamasıdır?
Normalde kurgusu bu kadar girift bir kitap okuru fevaklâde
yorar. Şurasını itiraf etmeliyim, ben de biraz yoruldum. Buna rağmen
hikâyelemedeki yalınlık ve içtenlik yazarın, Mısır çöllerinde sizinle
dolaştığını hissettirecek kadar güçlü. Kurgunun çetinliği sadece anlatılan
öykülerin iç içe geçmesiyle ortaya çıkmıyor. Öykülerin sahibinin hayatının
diğer insanlarla etkileşiminden de ortaya çıkıyor ki bu da okuru biraz daha
emek sarf etmeye zorluyor.
“Çöl Kitabı” yalınlığı ve
içtenliğiyle derhal kafanızda sepya bir fotoğraf yaratıyor. Böylece siz baharat, dışkı ve ter
kokan bir Mısır pazarının ortasına düşüveriyorsunuz.
“Çöl Kitabı” kütüphanesinde İtalyan yazarlar bölümü açmak
isteyenler için iyi bir örnek. Bence okunmaya değer.