11 Mart 2014 Salı

Anahtar

“Dehşet”!

Herhalde ““Anahtar’ı” tek kelimeyle anlat!” deseler, ancak bu kelimeyi kullanabilirdim.

Bir yandan bilincime yepyeni bir pencere açıp bilincimi alabildiğine ışıkla dolduran diğer yandan sadeliği ve dürüstlüğü ile  beni şaşırtan Tanizaki başka bir kelimeyle anlatılabilir mi bilmiyorum.

“Anahtar” baştan aşağı, ibret verici bir anlatım dersidir. Buradaki ibret ilk bakıştaki ahlâkî anlamın ötesinde…Buradaki ibret  öyküyü kahramanlara anlattırırken gösterilen büyük ustalıkta saklı. Öyle ki yazarı kitabın içinde kaybediyoruz. Ve bu… Öykünün kurmacalıktan çıkıp  her şeyiyle gözümüzün önünde, ete kemiğe bürünmesini sağlıyor.

Evet… Cuniçiro Tanizaki’nin  “Anahtar’ı” de
hşet kelimesini bambaşka bir bağlamda düşünmemiz gerektiğini gösteriyor.

İçinde korkunun tiksindirici, ürkütücü öğeleri olmaksızın insanın kahramanların ağzından insanın  içindeki karanlığa doğru korunmasız ve  riyasız bakışıyla baş veren  duygunun adı, “dehşet”.

Çünkü hiçbir yapmacıklık taşımıyor…

Görünenler, niyetler ve sonuçların ne kadar karmaşık bir örgüyle birbirine  girebileceğini gösteriyor. Üstelik bunu yaparken çelik mavisi bir  yalınlıkta yazıyor. Ve belki bu yüzden öyküyü boynunuza iniverecek bir katana gibi hissediyorsunuz…

Bir eleştiri herkes için ve her zaman geçerli olacak objektif bir değerlendirme olabilir mi, bilmiyorum. Ama…  Elimden bırakamadım ve büyük zevk aldım. Kesinlikle bir yazarlık dersi.


Öbür yandan… İnsanları kaldırımların üstünde organik gölgeler haline getiren bir nükleer patlamaya tanık olurken o patlamada insan vahşetini en çıplak haliyle gören birinin yaşadığı duyguyu tattım ki işte o duygunun adıydı “dehşet”! Diğer kitaplarını okumaya gücüm yeter mi hiç bilmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder