Aynı zamanda teorik fizikçi olduğu söylenen yazar, enfes bir hayal gücüyle, şimdilerde pek moda olan kuantum dünyalar hakkında güzel bir hikâye kurgulamıştı.
Yazarın bilimsel dehası, bilimin romanını yazacak kadar konusuna hâkim olmasından açıkça görülüyordu.
Kitaba bilim tarihinden pek çok anekdot ve biyografi parçaları da ekleyerek cidden lezzetli bir gerçeklik çeşnisi sunmuştu.
Buraya kadarla kalsaydı belki de yazarın ikinci bir Isaac Asimov olmaması için hiçbir neden olmadığını söyleyebilirdik.
Ne yazık ki kitap 226. Sayfadan sonra da devam ediyor. Bu kez yazar, kendi fikirlerini okura dayatmaya başlayarak kitabı bir tür dini metin haline getiriyor.
Ona göre, “ Var olabilecek dünyaların en mükemmeli”, Hitler’in değil de Goebbels’in başa geçtiği, sosyalizmin bir dünya devrimiyle barışı sağladığı bir alternatif dünya… Yazar telif hakkıyla geçinen yazarların, yaşayabildiği piyasa ekonomisini, Stalinizm’in başka şekli diye sunacak kadar küstahlaşırken hayal ettiği sosyalist cennette herhangi bir nükleer silahın dahi yaratılmadığını düşünebiliyor.
Eğer kitap 226 sayfadan ibaret olsaydı belki de görecelik, kuantum mekaniği gibi konuların anlatıldığı iyi bir yardımcı kitap, iyi bir popüler bilim yayını sayılabilirdi.
Kimse kusura bakmasın ama yazarın, çocukluğun bile masumiyetinden uzak neredeyse geri zekâlı sayılabilecek ham sosyalizmi, kitabın, sonraki bölümünü tam anlamıyla okunmaz bir hale getiriyor. Nerede durması gerektiğini bilmeyen ve fizikteki muhakeme ve malumat dağarcığının milyonda birine bile sahip olmaksızın savurduğu vaazlarıyla yazar, kendi kitabını salt bir ideolojik vaaz çöplüğüne döndürüyor.
Bana öyle geliyor ki kitabın ilk 226 sayfası yazarın anlattığı derslerden anladığını yazan usta bir yazara, sonraki kısımlar ise ideolojinin ve gerçeğin hiç birini anlamamış neredeyse şizofrenik bir kuramsal fizikçiye ait. “Mobius Dick” iyi bir bilimsel kurgu, berbat bir ideolojik propaganda broşürü…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder